 |
TÜRKİYE
SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ
Afyon Kocatepe Üniversitesi |
![[Hazırlayan: Mustafa Ergün]](mergun.gif) |
![[Yazar ve Konuya Göre Arama]](barama.gif) ![[Fulltext ve İçindekiler Listesi]](fulltext.gif) ![[İngilizce Eğitim Siteleri]](ingsite.gif) ![[Türkçe Eğitim Siteleri]](turksite.gif) |
Ergün, Mustafa / Ali Özdaş. Öğretim İlke ve Yöntemleri, İstanbul
1997 adlı eserden, yazarlarının izni ile alınmıştır.
ÖĞRETİM
İLKE VE
METODLARI
Prof.Dr.Mustafa ERGÜN
Öğr.Gör. Ali ÖZDAŞ
İçindekiler
"İlke" ve "metod" kavramları üzerine Giriş (aşağıda)
Eğitim-öğretimin unsurları, ilke ve metod araçları (aşağıda)
Öğretim ilkeleri
Genel öğretim ilkeleri
"Çağdaş" eğitimcilerin eğitim
öğretim ilkeleri
Eğitim Felsefesi içinde öğretim
ilkeleri
Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi
temelinde öğretim ilkeleri
Eğitim politikaları içinde öğretim
ilkeleri
Türk Eğitim sisteminde öğretim
ilkeleri
Genel öğretim metodları
Öğretim sistemleri
Toplu öğretim sistemi ("Toplu
tedris")
Decroly Sistemi (İlgi Merkezleri
Metodu)
Dalton Plânı
Platoon Plân (Küme Modeli)
Winnetka Sistemi
Proje metodu (Project Method)
Jena Plânı
Öğretimde strateji, metod, teknik
kavramları
Bir öğretim metodunun seçimini
etkileyen faktörler
Genel öğretim metodları ve biçimleri
Anlatım (Takrir, Sunma) metodu
Soru-cevap metodu
Tartışma metodu
Problem çözme metodu
Gezi-Gözlem metodu
Laboratuvar metodu
Örnek olay metodu
Ev ödevleri
Öğretim teknikleri
Grupla Çalışma Teknikleri
Bireysel Çalışma Yöntemi
Plân yapma
Ödev verme
Açıklama
Özetleme
Verimli çalışma
Özel öğretim metodları
"İlke" ve "Metod" Kavramları Üzerine
Bir eğitim faaliyetinde ilk yapılacak
iş, "amaç"ların belirlenmesidir. Genelde eğitim politikaları ve eğitim
felsefesi, eğitimin amaçlarını belirler. Amaçların belirlenmesinden sonra
ypılacak iş ise, bu amaçlara hangi program, ilke ve metodlarla ulaşılacağının
tespitidir.
Amaçlara ulaştıracak programı, Program
Geliştirme disiplini ortaya koyar. Geliştirilen programın nasıl uygulanacağını
ise Öğretim İlke ve Metodları ortaya koyar. Eğitim-öğretim ilkeleri, amaçların
içinde gizlidir ve genel ifadesini de orada bulur.
Ortaçağlarda, eğitim-öğretim sistemlerinin
amacı insanlara dinî bilgileri kazandırmak ve din sistemlerine göre eğitim
ve yönetim yapacak insanlar yetiştirmek olduğu için, genelde öğretim ilke
ve metodları da buna uygun olarak belirlenmişti. Ancak sanayi toplumlarında
eğitimin amacı bu toplum tipinin istediği insanları yetiştirmek olunca,
ders programları, ilke ve metodları da değişmişti. Çok partili demokratik
yönetimler veya belli ideolojilere dayalı rejimlerde de insana kazandırılması
gereken özelliklere göre ders programları, muhtevaları, ilke ve metodları
değişmiştir.
Öğretim ilkesi, eğitim öğretim sırasında
devamlı göz önünde bulundurulması gereken, ona zıt iş yapılmasına müsaade
edilmeyen prensiplerdir. İlkeler, konu ve metod seçiminde de etkili olur.
Öğretimde başarıya ulaşmak için, uygun yöntem kullanmak kadar; bu faaliyetlerde
bazı ilkelere de uymak gereklidir.
Metod, belli amaçlara giden yollardır.
Bu yolun önceden iyice düşünülüp, analiz edilip plânlanması gerekir; yoksa
yapılan öğretim işi, çok karmaşık bir labirentte çıkış yolunu aramaya döner.
Metodun olabilmesi için amaçların net ve doğru olarak seçilmesi, gidiş
prensiplerinin berrak olarak ortaya konması gerekir.
Her eğitim durumuna çare olabilecek tek
bir yöntem yoktur. Yöntem, sınıf düzeyi, konu, amaç ve öğrencilerin psikolojik
özelliklerine göre değişik olabilir. Her öğrenme durumu ve her ders için
uygulanabilecek yöntem de farklıolabilir. Metodlar genel olarak belirlenebileceği
gibi, her ders ve eğitim grupları için özel olarak da belirlenebilir.
Her derse, konuya ve okul düzeyine göre
farklı metodlar olabileceği gibi; bazı öğrencilerin bazı metodlarla daha
iyi öğrendiği, bazı öğretmenlerin bazı metodları daha iyi kullandığı da
bilinmektedir. Ancak gene de metodun bir sihirli formül olmadığı bilinmelidir.
Öğretmen ders yaparken konuya ve duruma en uygun metodu seçmeye çalışacaktır;
öğrenci de kendi kendine çalışırken öğrenebileceği en uygun metodu seçebilmelidir.
Her metod, her ders ve konu için en uygun
olmayabilir. Dersin amaç ve ilkeleri, aşağı yukarı o derste kullanılacak
metodu da belirler. Büyük bir gruba hitap ediliyorsa, burada tartışma metodunu
kullanmanın bir anlamı yoktur, veya 15-20 kişilik bir gruba da, onların
sorularını ve tartışma isteklerini hiçe sayarak -sanki yüzlerce kişiye
hitap ediliyormuş gibi- konferans vermenin bir anlamı yoktur. Öğrencilerin
yaşı, ilgi ve yetenekleri, anlatılan konuda daha önce bilgi sahibi olup
olmadıkları da derste uygulanacak metod seçimini etkiler. Bir konuyu anlatırken
bir öğrenci grubunda etkili olabilecek bir metod, başka bir öğrenci grubunda
etkili olmayabilir.
Son yıllardaki bazı gelişmeler, hem öğretim
ilkelerinde hem de öğretim metodlarında bazı yeni gelişmelere neden olmuştur.
Meselâ, çocuk psikolojisindeki gelişmeler ve okulda okutulacak derslerin
değişmesi, öğrenci merkezli veya ağırlıklı metodların geliştirilmesine
neden olmuştur. Aynı şekilde eğitim teknolojisinde, ders araç ve gereçlerindeki
değişmeler, bilgisayarın eğitim kurumlarına giderek daha etken olarak girmesi
de öğretim ilke ve metodlarında bir dizi değişmelere neden olabilecektir.
İyi bir yöntem, emek ve zamandan tasarruf
sağlamalı; öğrencinin kişiliğine, gelişimine ve mantığa uygun olmalı; tekdüze
olmamalı; öğrenciyi aktif hale getirmeli, motive etmeli, ilgi ve ihtiyaçlarına
cevap verebilmeli, bireysel farklılıkları dikkate almalıdır.
"Didaktik" ve "curriculum studies" kavramları
üzerine
Didaktik, öğretmenlerin nasıl ders hazırlayacaklarını
ve sunacaklarını anlatan bilim dalıdır.
Öğretme işinin nasıl yapılacağının teorisi,
Avrupa'da 16-17. Yüzyıllarda Wolfgang Ratke (1571-1670) ve Jan Amos Komenius
(1592-1670) tarafından yapılmaya başlanmıştır. Komenius, "herşeyin herkese
öğretilmesi" ilkesiyle, öğretimde sadece öğretmene değil, konuya ve öğrenciye
de dikkat edilmesini istemiştir.
Öğretimde didaktik üçgene (konu-öğrenci-öğretmen)
dikkat çeken ve öğretim metodları alanında bir akım oluşturan düşünür ise,
Johann Friedrich Herbart'tır. Herbart, klasik retoriksel eğitim ile modern
psikolojiyi birleştirmiştir. Herbart'a göre öğretim, muhteva (ders konuları)
vasıtasıyla eğitimdir; dolayısıyla okullarda "eğitici öğretim" yapılır.
Herbartçılık, Tuiskon Ziller ve Wilhelm
Rein tarafından geliştirilmiş; okul şartlarında öğretimini nasıl yapılacağını
inceleyerek Didaktiği bir disiplin haline getirmiştir. Onların takipçileri
olan Hermann Nohl ve Erich Weniger de, ders anlatımını formel kalıplara
ve şemalara bağlamışlardır.
Amerikalıların pedagojiyi bir eğitim psikolojisi
olarak almalarında da, Herbart'ın G. Stanley Hall ve John Dewey üzerindeki
etkileri rol oynamıştır, denilebilir.
Avrupa'da daha sonra reform pedagojisi
akımları başlarken, Amerika'da daha ziyade "curriculum studies" gelişti.
Bu program geliştirme kavramı, hızla değişen toplum tipleri için daha uygun
idi. Almanların eğitim teorisi temelli Didaktiğine karşı, Amerikan modeli
daha modern idi. 1980'li yıllarda öğretim metodları işini anlatmak için
"curriculum" kavramı kullanılıyordu. Ancak "curriculum" fazla uzun ömürlü
olmadı. Bir kere Tyler tipi program yapmanın katılığı söz konusu idi. Didaktikten
curriculuma doğru yönelen gelişme, daha sonra geri Didaktiğe döndü. Ancak
Didaktik de daha önce konu-öğretmen-öğrenci arasında bir denge kurmaya
çalışırken, curriculum çalışmalarının etkisiyle şimdi konu didaktiği (subject-mtter
didactic) yönünde gelişti. Son zamanlarda dünyanın her tarafındaki öğretmen
yetiştirme kurumlarında, konu didaktiği alanına zorunlu eğitim yapılıyor
ve bu konuya ayrılan pay giderek artıyor.
Ders plânı yapma üzerindeki araştırmalar
öğretim ve öğrenmenin kalitesini arttırdı. 17-18. Yüzyıllardaki öğretmen
okulları ve öğretimin müfettişler vasıtasıyla denetlenmesi de okullarda
plânlı ve metodlu ders yapılma çalışmalarını teşvik etti.
Şimdi bütün eğitimciler, öğretmenlerin
öğretiikleri konuyu iyi bilmeleri ve bunu da öğrencilere tam olarak nasıl
öğretecekleri konusu üzerinde duruyorlar.
Sanal Kütüphane Ana sayfasına dönüş
Mustafa Ergün sayfasına dönüş