| TÜRKİYE SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ Afyon Kocatepe Üniversitesi | ![]() |
|
Hakan GÜR
Tarihçesi
İletişimsel Dil Öğretiminin (CLT)[1] temellerine 1960'lı yılların sonlarında İngiliz dil öğretimi geleneğindeki değişikliklerde rastlanabilir. O zamana kadar Durumsal Dil Öğretimi ... İngilizce'nin bir yabancı dil olarak öğretimine olan temel İngiliz yaklaşımını temsil etmekteydi. Durumsal Dil Öğretimi'nde, dil anlamlı duruma-dayalı aktivitelerdeki temel yapıların alıştırmasının yapılması yolu ile öğretilmekteydi. Ama 1960'lı yılların ortalarında Amerika Birleşik Devletleri'nde İşitsel-dilsel yöntemin temelini oluşturan dilbilim kuramı nasıl reddedildiyse İngiliz uygulamalı dilbilimciler de Durumsal Dil Öğretimi'nin temelinde yatan varsayımları sorgulamaya başladılar:
Altmışların sonlarında durumsal yaklaşımın vadesini doldurmuş olduğu apaçık ortadaydı. Dili durumsal temeller üzerine oturan bir olgu olarak görmeyi sürdürmekte bir gelecek yoktu. Gerekli olan şey, dili daha yakından incelemek ve tümcelerin kendi başlarına bir anlam taşıdıkları ve onları yaratan, konuşan ve yazan kişilerin anlamlarını ve amaçlarını yansıttığını savunan geleneksel görüşe geri dönüştü. (Howatt 1984: 280)
Bu bir bakıma ünlü Amerikalı dilbilimci Noam Chomsy'nin klasikleşen
kitabı Syntactic Structures (1957) ile yapısalcı dilbilim kuramına yönelttiği
eleştirilerin bir yansıması idi. Chomsky mevcut standart yapısalcı dil
kuramlerinin dilin temel özelliği olan tek tek tümcelerin yaratıcılığı
ve eşsizliğine açıklama getirmeyi başaramadığını sergilemişti. İngiliz
dilbilimciler o zamanlar gözde olan dil öğretimi yaklaşımında yetersiz
bir biçimde ele alınan dilin bir başka temel boyutunu, yani dilin işlevsel
ve iletişimsel potansiyelini, vurguladılar. Dil öğretiminde sadece yapıların
edinilmesi yerine iletişimsel yeterlilik üzerinde durma gereğini gördüler.
Christopher Candlin ve Henry Widdowson gibi bu dil görüşünü destekleyenler
fikirlerini İngiliz işlevsel dilbilimcilerin (örneğin John Firth, M. A.
K. Halliday) çalışmalarına, Amerikalıların (örneğin Dell Hymes, John Gumperz,
ve William Labov) sosyolinguistik çalışmalarına, ayrıca felsefe çalışmalarına
(örneğin John Austin ve John Searle) dayandırmaktaydılar.
Dil öğretimine farklı yaklaşımlar için bir diğer dürtü Avrupa'nın değişen
eğitim gerçeklerinden kaynaklanmaktaydı. Avrupa ülkelerinin birbirlerine
olan bağımlılığının artması sonucunda Avrupa Ortak Pazarı ve kültürel ve
eğitimsel işbirliği alanında bölgesel bir kuruluş olan Avrupa Konseyi'nin
temel dillerini yetişkinlere öğretme ihtiyacı doğdu. Eğitim, Avrupa Konseyi'nin
temel faaliyet alanlarındandı. Avrupa Konseyi bu amaçla dil öğretimi konusundaki
uluslararası konferansları destekledi, dil öğretimi konusunda tezler ve
kitaplar yayınladı ve Uluslararası Uygulamalı Dilbilim Heyeti'nin[2] kurulmasında
etkin rol oynadı. Alternatif dil öğretim yöntemlerinin dile getirilip geliştirilmesi
büyük bir öncelik olarak görülmekteydi.
1971'de bir grup uzman birim-kredi sistemine dayalı dil kursları geliştirme olasılığını incelemeye başladı. Bu sistemde öğrenme görevleri "herbiri bir öğrenenin gereksinimlerinin içeriğine hitap eden ve birbiri ile sistemli olarak bağlantılı olan bölümler ya da birimler" (van Ek ve Alexander 1980: 6) halinde bölünmekteydi. Bu grup Avrupalı dil öğrenenlerin gereksinimleri üzerine yapılmış olan çalışmaları ve özellikle de İngiliz dilbilimci D. A. Wilkins (1972) tarafından hazırlanmış olan ve dil öğretimi için iletiıimsel programlar hazırlanmasına temel oluşturabilecek bir işlevsel ve iletişimsel dil tanımı getiren çalışmayı kullandı. Wilkins'in katkısı dil öğrenen bir kişinin anlatma ve ifade etme için gereksinim duyduğu iletişimsel anlamların bir analizini yapmaktı. Dili alışılagelmiş dilbilgisi ve sözcük bilgisi kavramları ile açıklamak yerine, Wilkins dilin iletişimsel kullanımlarının gerisinde yatan anlam sistemlerini sergilemeye çabaladı. Bu konuda iki tip anlam tanımlamaktaydı: kavramsal kategoriler (zaman, sıra, nicelik, konum, sıklık gibi kavramlar) ve iletişimsel işlev kategorileri (talep, red, teklif, şikayet). Wilkins sonraları 1972 tarihli çalışmasını yeniden ele alıp genişletti ve Notional Syllabuses[3] (Wilkins 1976) adı altında bir kitap haline getirdi. Bu kitabın İletişimsel Dil Öğretimi'nin gelişmesi üzerinde belirgin bir etkisi oldu. Avrupa Konseyi Wilkins'in anlamsal/işlevsel analizini bir başlangıç düzeyi için iletişimsel dil programı için değerler halinde derledi. Bu basamak düzey değerleri (van Ek ve Alexander, 1980) Avrupa'da iletişimsel dil programlarının ve ders kitaplarının oluşturulmasında çok etkili olmuştur.
Avrupa Konseyi'nin çalışması, Wilkins, Widdowson, Candlin, Christopher
Brumfit, Keith Johnson ve diğer İngiliz dilbilimcilerin dil öğretimine
iletişimsel bir yaklaşım için kuramk temeller konusundaki eserleri, bu
fikirlerin ders kitabı yazarlarınca hızla uygulamaya geçirilmesi, ve bu
prensiplerin yine aynı hızla İngiliz dil öğretim uzmanlarınca, program
yazma merkezlerince ve hatta hükümetlerce kabul edilmesi İletişimsel Yaklaşım,
ya da basitçe İletişimsel Dil Öğretimi (kavramsal-işlevsel yaklaşım ve
iletişimsel yaklaşım terimleri de bazan kullanılır) adını alan bu yeni
akıma İngiltere'de ve İngiltere dışında üstünlük sağladı. Her ne kadar
akım bir programın alternatif durumları üzerinde duran bir İngiliz yeniliği
olarak başladı ise de, 1970'lerden bu yana İletişimsel Dil Öğretiminin
kapsamı genişlemiştir. Artık hem Amerikalı hem de İngiliz dilbilimciler
onu (a) iletişimsel yeterliliği dil öğretiminin hedefi yapmak ve (b) dil
ve iletişimin birbirine olan bağımlılığını sağlayan dört dil becerisinin
öğretimi için yollar geliştirmek amaçları taşıyan bir yaklaşım (bir yöntem
değil) olarak görmektedirler. Bu nedenle kapsamlılığı açısından bu kitapta
tartışılan diğer yaklaşımlardan ve yöntemlerden içerik ve konum açısından
farklı duruma gelmektedir. Konusunda tek bir eser ya da otorite yoktur,
evrensel olarak kabullenilmiş tek bir model de bulunmamaktadır. Bazılarına
göre, İletişimsel Dil Öğretimi dilbilgisel ve iılevsel dil öğretiminin
bir karışımından başka birşey değildir. Littlewood (1981: 1) şu fikri savunur:
"İletişimsel dil öğretiminin temel özelliklerinden biri, dilin hem işlevsel
hem de yapısal özelliklerine sistemli bir yaklaşımda bulunmasıdır." Diğerlerine
göre, İletişimsel Dil Öğretimi ikili ya da daha büyük grup halinde çalışan
öğrencilerin mevcut dil kaynaklarını problem çözme türü görevlerde kullanmaları
yoludur. Örneğin, iletişimsel yaklaşıma dayanan bir İngiliz ilkokul programı
(Syllabuses for Primary Schools[4], 1981) programın odak noktasını "dilin
formlarının hizmet sunduğu iletişimsel hedefler" (sayfa 5) olarak tanımlamaktadır.
Aynı belgenin giriş bölümünde "iletişimsel hedefler çok çeşitli türden
olabilir. Hepsinde de mevcut olan şey, en az iki tarafın bir tür bilgi
alışveriıi içinde bulunmaları, taraflardan birinin bir amacı olması ve
diğer tarafın da bu amacı genişletmesi ya da amaca tepki vermesidir" şeklinde
bir yorum yer almaktadır. İletişimsel program hazırlama tartışmasında Yalden
(1983) altı İletişimsel Dil Öğretimi oluşum alternatifinden söz eder. Bunlar
iletişimsel alıştırmaların zaten mevcut olan bir yapısal programa uygun
duruma getirildiği bir modelden öğrenene-dayalı bir program hazırlama görüşüne
(örneğin, Holec 1980) kadar uzanmaktadır.
Howatt İletişimsel Dil Öğretimi'nin "güçlü" ve "zayıf" türleri arasında
bir ayrım yapar:
Bir bakıma, iletişimsel yaklaşımın bir "güçlü" bir de "zayıf" türü
bulunmakta. Son on yılda aşağı yukarı standart uygulama haline gelen zayıf
tür, öğrenenlere İngilizce'yi iletişimsel amaçlar için kullanma fırsatları
yaratmanın önemini vurgulamakta ve, bir özellik olarak, bu türden aktiviteleri
daha genişçe bir dil öğretim programına eklemeye çabalamaktadır. ... Diğer
yandan, "güçlü" iletişimsel yaklaşım türü dilin iletişim yolu ile edinildiği
iddiasını ileri götürmektedir; öyle ki dil öğrenme olayı, var olan ama
hareketsiz duran bir dil bilgisini harekete geçirme sorunu değildir; dil
öğrenme olayı dil sisteminin kendisini dürtüleme olayıdır. Eğer bunlardan
ilkine "kullanmayı öğrenmek" dersek, ikincisine "onu öğrenmek için İngilizce'yi
kullanmak" demek gerekecektir. (1984: 279)
Finocchiaro ve Brumfit (1983) kendi yorumlarına göre İşitsel-Dilsel
Yöntem ile İletişimsel Yaklaşımı arasındaki temel ayrılıkları sıralamaktadırlar:
Tam metin
Asıl kaynağa ulaşamıyorsanız, Arşivimizdeki metni okuyabilirsiniz.