| TÜRKİYE SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ Afyon Kocatepe Üniversitesi | ![]() |
|
Yrd.Doç.Dr. Aşkın ASAN
Gönül GÜNEŞ
Milli Eğitim. 147,2000.
İlköğretimin 1, 2 ve 3. sınıflarında okutulmakta
olan Hayat Bilgisi dersi, doğal, toplumsal, sanatsal, çağdaş düşünce ve
değerlerin bileşkesinden oluşmaktadır. Sönmez (1996) Hayat Bilgisi”ni
şöyle tanimlamiştir: “Hayat bilgisi; doğal ve toplumsal
gerçekle kanıtlamaya dayalı bir bağ kurma süreci ve bu sürecin sonunda
elde edilen dirik bilgilerdir. Hayat bilgisi dersi ile çocuk,
çevresinde olup biten sosyal ve doğal olaylara, eşyalara ve varlıklara
karşı duyduğu merakı giderir. Öğrenci, ilköğretimde somut
işlemler dönemindedir. Bu dönemde öğrenme-öğretme ortamında ona sunulacak
olgular gerçek yaşamdan ve yakın çevreden
alınmalıdır”.
Günümüzde öğrenme-öğretme ortamlarında davranışçı
yaklaşım ilkeleri kullanılmaktadır. Hedeflerin ve hedef davranışların
belirlenmesi, sınıf içi etkinliklerin bu davranışları kazandırma amacıyla
düzenlenmesi ve öğrencilerin bu davranışları kazanma
düzeylerinin test edilmesi gibi öğrenme-öğretme etkinlikleri davranışçı
teori ilkeleri göz önüne alınarak düzenlenmektedir.
Belirlenen davranışlar öğrenciye genellikle düz anlatım yöntemiyle
kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu yöntem günümüzde ilköğretim
ve orta öğretim okullarında Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi derslerinde
en çok kullanılan yöntemlerden biridir.
Anlatma, öğretmenin ya da onun yerinde olan birinin
bir konuya ilişkin bilgileri, karşısında pasif bir biçimde oturarak dinleyen
öğrencilere iletmesi biçiminde uygulanan bir öğretim yöntemidir. Öğrencilerin
pasif olarak oturmalarına neden olduğu, onlara
düşüncelerini açıklama fırsatı vermediği için sıkıcı bir yöntem olarak
kabul edilmektedir. Çok sık ve yanlış kullanımı nedeniyle en
etkisiz yöntem olarak da bilinmektedir. Gerçekte de öğrenciler pasif
bir durumda oturdukları ve genellikle öğretim sırasında soru
sorma ve düşüncelerini açıklama imkanına sahip olmadıkları için etkin
bir yöntem sayılmaz. Bu yöntemle dinleyicilerin ilgi ve
ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığını belirlemek güçtür. Soru-cevap
yöntemi, anlatma yönteminin sıkıcılığını gidermek ve öğretimi
daha etkili bir şekilde gerçekleştirmek isteğine dayalı olarak geliştirilmiştir.
Bu yöntemde etkileşim daha çok öğretmenle öğrenci
arasında ve çok sınırlı bir konu üzerinde olmaktadır.
Tamamı
Eğer tam metine ulaşamıyorsanız, Arşivimizdeki tam metni görebilirsiniz.